Kategori arşivi: Gezdim Tozdum

Orta Avrupa Gezimiz 4 – Viyana

Ve Orta Avrupa gezimizin son durağı Viyana; gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel, sanatın, tarihin ve ihtişamın şehri…

Yine az laf, çok fotoğraf…
Viyana’da tek bir yer görmeye fırsatım olsa, bu kesinlikle Belvedere olurdu. Şahsen benim Viyana’ya gitme amacım kendisi. Çok şükür dünya gözüyle hayranı olduğum Klimt’in resimlerini (ve tabii yüzlerce harika resim) görebildim. Gerçekten çok büyük ve etkileyici bir müze. Sanattan anlıyorum falan sanmayın. Ama giderseniz görmeden dönmeyin, çok dua edersiniz bana sonra ;D
Nihayet tamamlamayı başarabildiğim bir gezi yazısının sonuna gelmiş bulunmaktayız. Gezi yazısına benzemedi farkındayım ama yine de inceden gurur duyuyorum kendimle!

Güzel geçsin gününüz…
Reklamlar

Orta Avrupa Gezimiz 3 – Budapeşte

Yine az laf, çok fotoğraf ile Orta Avrupa’nın kesinlikle en çok sevdiğim şehrinde sıra. Tuna nehrinin ayırdığı Budin ve Peşte şehirlerinin birleşmesiyle oluşmuş bir şehir Budapeşte. Macarlar biraz bize benziyor diye mi bilmem, şehrin dokusu, havası çok cezbetti beni. Mutlaka yeniden gidilecekler listesinde.

Meşhur dilsiz aslanların olduğu köprü…

Şehrin ne tarafına giderseniz karşınıza çıkan Parlamento Binası…

Ve Kanuni Sultan Süleyman’ı fazlasıyla etkilemiş olan, onunla birlikte seferlere katılan, Galatasaray Lisesi’nin kurulmasına vesile olduğu düşünülen Bektaşi babası Gül Baba… Bu fotoğraf türbesine çıkan yoldan. Maalesef tadilatta olduğu için türbenin güzel bir fotoğrafı yok elimde. 

Tabii Estergon Kalesi’ni de görmeden dönemezdik…

Şimdilik benden bu kadar. Serinin son yazısı Viyana da en kısa zamanda burada olacak.

Güzel geçsin gününüz…

Orta Avrupa Gezimiz 2 – Prag

Aziz Vistus Katedrali

Prag tam anlamıyla bir görsel şölen gerçekten. Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı. Denildiği kadar varmış, gerçekten de bir “müze şehir” fotoğraf çekmekten yoruluyorsunuz, o denli! Çektiğim fotoğraflardan birkaçı ile mini gezi yazımı yazmış olayım…

Astronomik Saat
Kaleden Şehrin Görünümü
Meydanda Sokak Gösterileri
Ve elbette Kafka…

Hola Valencia!

Yoğun iş koşuşturması arasında 3 günlük bir mola verdim geçen hafta. Gezi arası iş(!) için Valencia’daydım. Baştan uyarayım, benden bir gezi yazısı beklemeyiniz efendim. Şehirle ilgili internette bol bol bilgi ve fotoğraf var. Ben sadece gördüklerimi, sevdiklerimi yazacağım. 

Endülüs’e gideceğim için çok heyecanlıydım aslında. Ama internetten biraz araştırınca Valencia’da Endülüs Emevilerinden kalma binaların tamamen yıkıldığını öğrenmek hayal kırıklığı oluşturdu biraz. Ne de olsa Avrupa’nın tarihi açıdan farklı yapıda bir bölgesi. Neyse ki gördüklerim beni fazlasıyla mutlu etmeye yetti. İlk dikkatimi çeken çok temiz ve düzenli bir şehir olması oldu. Binaların çoğu üstteki gibi, tuğla kaplı ve bol sardunyalı. Bir Akdeniz ülkesinde olduğunuzu hissettiriyor.

Virgin Square. Şehrin simgelerinden olan en bilindik meydanı. Katedrallerle çevrelenmiş, çok hoş atmosferi olan bir meydan.
Şehirde en çok sevdiğim detaylardan, hemen her caddede bulabileceğiniz kiralık bisikletler. İstediğiniz yerden alıp, gittiğiniz yerdeki başka bir park yerine bırakabiliyorsunuz. Tabii bu rahatlığa sahip olmak için pek çok Avrupa kentinde olan geniş kaldırımlar ve bisiklet yolları gerekiyor. Bizim için hayal yani 😦
Tarihle arası pek iyi olmayan benim için şehrin en etkileyici bölgesi; Bilim ve Sanat Merkezi. İçinde bir kültür merkezi, sanat galerileri ve dev bir akvaryum barındırıyor. İçerde dolaşırken insan geleceğe yolculuk yapmış gibi hissediyor.
En bilinen yemekleri; Paella. Deniz ürünleri ile yapılmış bulgur pilavı özetle. Ben pilavın tadını pek sevmedim. Ama her türlü deniz canlısına bayıldığım için karidesleri bayıla bayıla hüplettim. Zaten deniz ürünlerine doydum bu üç günde.
Bunlar da hazinelerim, Patrones dergilerim. Mayıs sayısının ekstra eki olduğunu öğrenince sokak ortasında göbek atacaktım nerdeyse! Çok fazla güzel model yok bu sayıda. Ama kalıpları temel hatlarıyla kullanmayı düşünüyorum ben zaten. Diktikçe paylaşırım.
Santa Maria Katedrali şehirdeki pek çok katedralden en çok bilineni. Avrupa kentlerini gezerken katedral/kilise olayına doyuyorsunuz zaten. Ekstra bir güzelliği yok açıkçası.
Şehirde pek çok dükkanda görebileceğiniz bebekler. ben porselen olanlarından aldım hediye olarak.
İspanya’ya gidip flemenko izlemeden olmaz tabii. Çok etkileyici bir müzik ve dans. Gerçekten tutku, acı ve isyan dolu. benim minik makinanın yakalayabildiği en net kare de bu maalesef.

Benim için çok güzel bir mola oldu. Uzaklaştım, nefes aldım.

Geyikli Dalyan Köyü – Sekiz Yıl Sonra Yeniden

Dalyan Köyü’ne tam sekiz yıl önce gelmiştik eşimle. O zamanlar evli değildik henüz. Köye ve nefis balıklarına hayran kalmıştık. “Bu haftasonu ne yapsak” diye düşünürken aklımıza düştü yeniden. 
Çanakkale’ye yaz geleli epey oluyor ama Dalyan’da deniz sezonu açılmış neredeyse. Hava rüzgarlı olmasına rağmen çok sıcaktı. Gitmişken 8 yıl önce balık yediğimiz iskeledeki balıkçıyı da bulduk, balıkları indirdik mideye. Tabii sezondaki kadar lezzetli değillerdi, ama yine de manzaraya karşı keyifliydi.
Balıktan sonra da nargile-çay-dergi keyfi. Yaman izin verdiği kadar tabii…

Bursa’dan Bildiriyorum

Bu hafta boyunca yarı iş, yarı tatil Bursa’dayiz ailecek. Dün öğlen saatlerinde Bursa’ya varır varmaz ilk iş IKEA’ya attım kendimi! Neredeyse bomboştu ve ilk kez bu kadar rahat bir IKEA turu atabildik. Tüm yeni ürünleri inceledim rahatça. Oğlumun odasına şirin bir perde, bol bol da beyaz aksesuarlar aldım eve.
Ben reyonları karıştırırken Yaman da babasıyla oyun alanında takıldı. Neyse ki fazla mızıklanmadı bu kez. Genelde çok sıkılıyor kapalı mekanlarda dolaşırken.

Bugün de burada yaşayan arkadaşlarımla buluştuk. Cami ve türbeleri dolaştık. Azıcık da çarşı-pazar. Ama asıl cuma günü ineceğim çarşıya, çünkü yarın toplantı var. Hem kumaşçıları talan etmeden dönmek olmaz Bursa’dan, di mi?

Dipçik: Telefonla çekilen fotolarla ve dilinden hiç anlamadığım bir laptopla zar-zor girdiğim bu postu başarıyla tamamlamış bulunmaktayım. Afferin bana!!!

Upuzuuuun Tatil Sonrası Buradayım

Bayramda aile ile hasret giderme, bayram sonrası bir İtalya gezisi, sonrasında da evlilik yıldönümü kutlaması için ufak bir İstanbul tatili… Yaklaşık üç haftadır yorucu ama keyifli bir tatil yapıyoruz eşimle. Bayramda memlekete gidip, Yaman’ı anneannesine bıraktık. İki yıl aradan sonra ilk kez oğlumuzdan bu kadar ayrı kalıyoruz. Bu kadar özleyeceğimi düşünmemiştim, çok zor oldu gerçekten. 

İtalya tatilimiz, klasik tur rezillikleri dışında bizim için çok keyifli geçti. Tur ekibine hiç takılmadan, sadece uçak bileti ve otelden yararlanıp heryeri kendimiz gezdik. Zaten detayları uzun uzun yazacağım ilk fırsatta. 

Paylaşacak çok şey birikti, hobi odama da dönüş yaptım ufaktan. Hepsi gelecek sırayla. Sizleri okumayı da çok özledim.

E hadi hoşbuldum madem ;D