Orta Avrupa Gezimiz 2 – Prag

Aziz Vistus Katedrali

Prag tam anlamıyla bir görsel şölen gerçekten. Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı. Denildiği kadar varmış, gerçekten de bir “müze şehir” fotoğraf çekmekten yoruluyorsunuz, o denli! Çektiğim fotoğraflardan birkaçı ile mini gezi yazımı yazmış olayım…

Astronomik Saat
Kaleden Şehrin Görünümü
Meydanda Sokak Gösterileri
Ve elbette Kafka…

Tek Parçalı Pijama Kalıbı – Tutorial

Oğluma diktiğim pijamaları yazdığımda, kalıbı tek parça olarak çıkardığımdan bahsetmiştim. Nasıl çıkarıldığını soranlar olmuştu, işte söz verdiğim yazı…


Kalıbını çıkaracağımız pijamayı ön kısmı dışa gelecek şekilde düzgünce katlayıp, kalıp kağıdının üzerine yatırıyoruz. Bunu yaparken pijamanın dikişlerinin tam olarak katlanan yerlere denk gelmesi gerekiyor. 

Daha sonra dikişler boyunca pijamanın ön kısmının kalıbını çıkarıyoruz.
Bel kısmında ön-arka farkı olduğu için, kenarlardan bu şekilde işaretleme yapıyoruz.
Sonra iki kenarı hafif eğim vererek birleştiriyoruz.
Pijamanın ön kısmının kalıbı böylece bitmiş oluyor.
Şimdi pijamanın arka kısmı dışa gelecek şekilde katlıyoruz. Yine dikişleri katlanma yerlerine getirmeye dikkat ediyoruz. Arka parçanın kalıbını da aynı şekilde çıkaracağız. Bu yöntemin iki parçalı kalıptan tek farkı, yan bacak dikişleri olmaması. Kalıbı çıkarırken de, yan dikişlere denk gelecek yerden birleştiriyoruz kalıbı.
Daha yüksek olan arka bel çizgisini de ön bel çizgisi ile birleştirerek çiziyoruz. Ağ ve bacak kısmını da yine dikişleri takip ederek çiziyoruz.
İşte pijamamızın kalıbı hazır. Kumaşı tersten iki kat yapıp, biçtiğinizde pijamanın biçkisi de tamamlanmış olacak. Tabii dikiş paylarını eklemeyi ve beline lastik geçirmek için 5-6 cm pay vermeyi unutmayın.

Umarım faydalı bir yazı olmuştur.

Hadi bakalım gelsin dizi dizi pijamalar!

Orta Avrupa Gezimiz 1 – Graz

Geçtiğimiz ay içinde çocukları ailelerimize emanet edip, arkadaşlarımızla birlikte, toplam 4 kişi bir Orta Avrupa turu yaptık. Turun tamamını sevgili eşim organize etti sağolsun. 

Baştan söyleyeyim, bu yazı klasik bir “nasıl gidilir, nerelerde kalınır?” yazısı olmayacak. Bunu benden çok daha iyi yapan bloglar var, onları okuyun. Sadece bloguma bu güzel gezinin notlarını düşmek, çektiğim fotoğrafları sizinle paylaşmak istedim.

Avusturya’nın bir kenti olan Graz’a Türk Hava Yolları’nın doğrudan uçuşu ile yaklaşık 2,5 saatte ulaştık. Biletleri 3-4 ay önceden aldığımız için uçak biletlerimiz yurtiçi uçuşuna denk bir paraya geldi. 

Graz tipik bir Orta Avrupa kenti, tertemiz, düzenli ve yeşil. Toplamda 1,5 gün geçirdiğimiz bu kenti çok sevdik gerçekten.

İşte gezimizin organizasyon kahramanı, sevgili eşim. Bu kez iznini almadım, ilk kez arz-ı endam ediyor burada ;D 

Graz’da havaalanından kiraladığımız araçla yola devam ettik. Sırada Prag, Budapeşte, Viyana ve tekrar Graz var. Hadi ben kaçtım, daha diğer fotoğrafları düzenlemem lazım ;))

Pembe Baklava

Çok sevdiğim ama nedense kendime bir türlü yakıştıramadığım bir desendir baklava. Zaten desenlere hafiften mesafeli olduğum için, dolabıma uzun zamandır baklava desenli bir parça eklememiştim.

Ama bu fuşya-füme ince trikoyu Bursa Kumaş Pazarı’nda görünce hemen almıştım. Tabii önce 3 yıl kadar dolap bekledi gariban, nihayet sırası geldi. Zaten bu aralar feci kararlıyım, stoklarımın bir kısmını eritmeden kumaş almamaya çalışıyorum. En azından kumaşlarımı koyduğum dolabımdan bir raf boşaltayım istiyorum.
Neyse, konuyu dağıtmayayım. Fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere, oldukça pratik, bir günde dik-giy bir bluz oldu. Aklımda daha bol, dökümlü bir model vardı ama, kalıbı biraz daha genişletmem gerekiyormuş. Elimdeki düşük kollu hazır bir bluzu kullandım kalıp olarak. Kol oyuğu olmadığı için biçmesi ve dikmesi oldukça kolay oldu.  
Her zamanki gibi yakayı bantla, kol ve etek ucunu da çift iğneyle bitirdim.

Dün bitti, bugün işe giyildi bile! Çok ince ve dökümlü olduğu için t-shirt gibi kullandım ben.

Şimdilik benden bu kadar. Bu aralar çalışkan blogger olma yolunda ilerliyorum, aman nazar değmesin ;))

Bir önceki yazımda diktiğim pijamaların kalıbını çıkarma ve dikişi ile ilgili bir post gelecek önümüzdeki günlerde. Tembellik edersem bi dürtün olur mu?

Güzel geçsin gününüz…

Seri Üretim


Penye açık ara dikmeyi en sevdiğim kumaş kesinlikle. Hatta overlok makinası almadan önce bile, ne kadar zorlansam da çok severdim. Birkaç yıl öncesine kadar kumaşçılarda, pazarlarda düz renk penyeler bile zar-zor bulunurdu. Neyse ki artık çok fazla renk ve desende bulma imkanı var.

Geçen ay idrar yollarını üşüten oğlum altına kaçırmaya başlayınca, evdeki pijama altları yeterli gelmemeye başladı. Ben de elimdeki penyelerden birkaç tane dikeyim dedim. Evet, biraz abartmış olabilirim! Tam 6 tane diktim, bir aydır giyiyor oğlum, yıkamaktan eskidiler bile ;))

Önce kumaşları yazayım, merak edenler olacaktır. Kırmızı olan hariç, diğerleri Baykumaş‘tan. Hatta ilk pijamanın kumaşını hatırlarsınız, oğluma ve yeğenime pijama takımları dikmiştim geçen yıl. Füme olan da uzun zamandır elimde. Ama Mickey’li penye son gelenlerden. Hala vardır muhtemelen. 6 numaralı kumaşı İnstagram’da @kumask adlı kullanıcıdan aldım. İnanılmaz renk ve çeşitlilikte penyeleri var, mutlaka bakılmalı. Bu arada kendisiyle bir sponsorluk ilişkim yok.

Gelelim dikişine… Bu altı pijamanın biçkisi ve dikişi toplamda üç akşam 1-1,5 saat makina başına oturmamla bitti. Oğlumun giydiği pijamalarından birini kalıp olarak kullandım. hatta kalıbı daha sonra da kullanmak üzere bir kağıda aktardım. Yanlarda dikiş olmayan bir kalıp oluşturdum, toplam iki parçadan oluşuyor. Gerçekten çok pratik ve hızlı oluyor. Merak eden olursa, kalıp aşaması için de bir post hazırlarım.

Tüm dikişler overlokla, ama overlok makinası şart değil. Esnek dikiş ve çift iğne ile de halledilir. Beline lastik, paçaları da içe kıvır dik, bitti gitti!
Hatta eşim “ben bunların önünü-arkasını ayıramıyorum” dediği için bir tanesinin arka bel kısmına bir parça biye bile diktim etiket niyetine. Diğerlerine de yapmalı aslında.

Kış için kendime de birşeyler dikiyorum yavaştan. Aslında istediğim tarzda, özellikle triko kumaş eksiğim var. Ama bir süredir kumaş detoksundayım. Dolap biraz ferahlayana, ben kumaşlardan sıkılmadan aklımdakilerin birazını dikene kadar da almayacağım sanırım. 

Bol dinlenmeli, hobilerle dolu bir haftasonu olsun hepiniz için…

Yaman 5 Yaşında

Dün akşam Türkiye’de çoğu evde seçim tartışmaları,  bizim evde farklı bir telaş vardı. Kalabalık bir arkadaş grubuyla Yaman’ın doğumgününü kutladık. Çok koşuşturmacalı, oldukça telaşlı ve çok keyifli bir akşamdı. Günümüzü güzelleştiren dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum buradan.

Her yıl yazarım deyip bir türlü bloga doğumgünü yazısı ekleyemiyordum. Bu kez inat ettim, bir gün gecikmeli de olsa yazabiliyorum. 

Bu beş yılda neler değişti hayatımda? Biraz sesli düşünme, biraz iç dökme, biraz da yıllar sonra oğlumla açıp okuyalım diye not düşmek istedim. Annelik herkesin olduğu gibi benim de hayatımda çok şey değiştirdi, hatta beni başka bir insan haline getirdi. Bu kadar dayanıklı, sabırlı olabileceğimi, bir insanı karşılıksız sevebileceğimi düşünmezdim eskiden. Hatta bağları olmayan biri olduğumu sanır, hiçkimseye, hiçbiryere fazla bağlanmam derdim (peh peh peh!!). Şimdi durduğum yerden o kadar komik ve uzak geliyor ki bu düşünceler. Demek ki anne olmam gerekiyormuş diyorum, ayaklarımın yere basması için.

Olağan, akışında bir annelik olsaydı benimki, yine çok şey değişirdi hayatımda muhakkak. Ama çok kolay bir süreç olmadı eşimle yaşadığımız. Hala hakkında konuşmak istemediğim bazı sağlık sorunları nedeniyle, son iki yılımız oldukça zorlu geçti. Çok şükür herşey daha iyi artık, gün geçtikçe de daha iyi olması için çabalıyoruz. 

Bu arada Yaman büyüyor, zaman su gibi akıp geçiyor. Oldukça zeki (hatta uyanık), çok hareketli, uykuyu sevmeyen, jelibona bayılan bir hayta. Kimi nasıl ikna edeceğini bilir, süper duygu sömürüsü yapar, işine gelince dünyanın en uslu, en tatlı çocuğu olabilir. Çizgi film izlemeyi fazla sevmez, ama telefon veya tablete hayır demez. Telefonda ve tablette de en çok puzzle yapmayı sever. Lego ve hamurla oynamaya, resim ve boyama yapmaya bayılır. Dediğim dediktir, asla ikna edemezsiniz.  İstemediği birşey yediremez, giydiremezsiniz. Son aylara kadar babaya düşkünlüğü baya fazla iken, bu aralar beni ayırmak istemiyor yanından. Ödipal aşkımız başladı sanırım ;)) Bir de, yazmasam olmaz, anneanne, babaanne ve dedelerin yanında kuzu, bizimle başbaşa olunca bir kaplan adeta! Bu çocuk milletinin anne-babaya garezi ne anlamış değilim. 

İşte böyle blog; ben böyle bazen düşünceli, bazen mutlu, bazen endişeli, bazen de umutlu. Aslında sadece çocuğu için daha güzel yarınlar düşleyen bir anne.

Keyifli geçsin haftanız…

Matruşka

Artık yavaştan buralara dönme vakti gelmişti. Malum ülkemizin gündemi uzun süre mutlu olmaya, hayat güzel zannetmeye müsait olmadığı için, ne zaman birşeyler yazmak istesem elim gitmedi. Hatta bir ara “Artık devam edemeyeceğim galiba!” diye düşündüğüm oldu. Ama ne zaman böyle bir boşluğa düşsem bir süre sonra blogumu özlemeye başlıyor, bilgisayarın başında buluyorum kendimi.

Bu çarpı işini yapalı çok uzun zaman oluyor. Epey bi zaman içime sinen bir çerçeve bulmamı bekledi, bir süre de bloga yazmamı… Nihayet tüm koşullar biraraya geldi de buralarda boy gösterebildi matruşkam.
Hayatımda iyice içime döndüğüm, kendimin ve dünyanın varoluşunu sık sık sorguladığım, oğlum ve hobilerimle teselli bulmaya çalıştığım bu günlerde, mutluluk kaynaklarımdan biri olarak evimde yerini aldı.
Bir süre salonumun duvarını güzelleştirdi ama sonra dikiş masamın üzerinde daha mutlu olduğuna karar verdi. 
Yapmak istersiniz diye şablonu da ekledim buraya. Pinterestte bulduğum ücretsiz şablonlardan. Ben renklere bağlı kalmadım gördüğünüz gibi, kendi sevdiğim renklerden gittim.

Bu kadar ara verdikten sonra yokluğumu farkeder misiniz bilmem ama 10 gün kadar tatilde olacağım. Dönüşte bir gezi yazısı bile yazarım belki, kim bilir. Bu arada İnstagram’da olurum muhtemelen.

Huzurlu geçsin gününüz…